Kayıtlar

Eylül, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Küçürek hikaye

  Kapımızı çalan adam eve geldim sanıyordu. Kapıyı çalıyordu ama uzun süredir yalnız yaşıyordu.

Deneme 1 2 3.

  Mühürlenir, özgürlüğün gür sesinden önce özün geldiğini bilmeyen kimsenin, özgürlüğü. Öz, bilinmeyince silinir surette izi. Eğer izler silinirse izlenebilecek bir yol kalmaz geride. Bir kelime oyunu mudur ki öz ve özgürlüğün ilişkisi? Yoksa daha derinlere, öze mi inmeliyiz anlayabilmek için? Akşamı ediveriyoruz, ekmek ve suyla değil de yanlış fikirlerle. Yanlışın ne olduğunun artık mutlak bir manası kalmadıysa da çevremizde, mutluluğumuzun yokluğu bir şeylerin yanlış gittiğini söylüyor bize. Duyuyoruz ama üzerinde durmuyoruz. Eskileri çokça anıyoruz ama anmalarımız pembe bir sis bulutundan, mutluluğun var olduğu bir diyar düşü gibi. Benimseme yok, takip yok. Özümüze az buçuk aşinayız ama alışık değiliz. Nasıl özgürleşiriz diye sorduğumuz yaşta, kulağımıza fısıldıyor psikoloji; en önemli sensin, yegâne amacın senin kendini gerçekleştirmen, içine dön. Her şeyi böyle çözebileceğini sanıyor. Ve içimizde yalnızlaşıyoruz bu bencillikle. Korkularımız, korkuluğa dönüşüyor ruhumuzda. İç...

Lotus'a Nedensizce Aşikâr Edilenler.

  Sevgili Lotus, Günlüğünü kaybetmiş bir çocuk kadar kaygılıyım. Her ne kadar annem okursa üzülür diye kederlerimi yazmadıysam da korkuyorum, bulunur diye yazdıklarım. Açık sözlülüğüm, atlar gibi muhabbete dalışım, yanlış anlaşılmaya öyle müsait ki. Ama maalesef ne kadar arasam da bulamayacağım. Sana yeni bir pencereden bakacağım artık. Buna mecbur kaldım. Merak etme manzaram hep güzel olacak. Lotus, seni de sobeliyor mu köşe başlarında çocukluk. Dün çocukluğumda sağlıksız bir benze sahip- hani hikayelerde yüzünün rengi çiçek bozuğu dediklerinden-bir arkadaşıma rastladım. Şöyle dedim içinden,sen benim demesen ben sen olduğunu bilemem. Ama öyle ya onun halindeki bu köklü denebilecek değişim beni şaşırtmadı. Onda olan değişimin bende de olabileceği ama benim anlayamayacağım fikriyle yüzleşmemdi, beni şaşırtan. Şöyle dedim, sen çok değişmişsin ama bak ben değişmedim. Halbuki onun gözünden, o günlerden ne kadar farklıyımdır şimdi tekrar oturuyorum, anlıyorum. Ayna söylemiyor bunları...

Çalıntı Şiir

Koşar köpekler, koşar zaman, Ve ben kucaklamak arzusuyla yaşamı, Kuşlara özenirim sık sık, Yerden göğe yetmez kollarım. Sıkışıp kalır bazen, Dinlenmemiş göz kapaklarımda, Bu çocukların dinlenmemiş öyküleri. O zaman bu şehirden gidişimi, Bir mandala eskiciye satarım. Defteri kapattı çocuk, öğretmeninin onlar kitap okurken gökyüzüne bakıp karaladığı şeyi merak etmişti, masaya yaklaştığında kağıt orada duruyordu. O da öğretmeninin yazıp masada bıraktığı şiiri almış ve gizlice defterine geçirdikten sonra yerine koymuştu . Kelimeler yabancı değildi ona ama bu yazıdan hissettiği duyguyu bilmiyordu tam olarak. Suçluluk denebilirdi başta. İzinsiz alınmış bir şiir, bir başkasının duygularına kaçamak bir bakıştı sonuçta. İlk çaldığı şey bir şiir olmuştu. Teneffüs sona erip de herkes yerini aldığında heyecandan öğretmenine bakamıyordu. Sanki suçunu biliyordu ve onu her an tahtaya çağıracak gibi hissediyordu. Hayır buna imkan yoktu teneffüste neredeyse sınıfta kimse kalmamıştı. Sınıfta olanlar da...