Lotus'um, Sahi neden konuşmuyorduk bir süredir. Susmak vakti mi gelmişti? Sanki kıştan sonra sırf sana yazmadığım için, bir bahar gelmemişti bana. Bu sırada kelimelerim saklanıyordu benden çünkü bir süredir dünyayla boğuşuyordum . Şizofren bir adamın hayali düşmanını döverken kendini incittiği gibi, tüm yumrukları kendi ağzıma yemiştim. Şimdi ne değişti, pek bir şey değil. Hatta eskisinden de beter. Her şey sahte geldiğinde, en küçük hatanda yerle yeksan edildiğinde, bazen iyi değil hep kötü dendiğinde, kendinden çok verdiğinde; hikaye bitiyor. Sen artık figüran oluyorsun Lotus. Hani bütün filmlerde aktör yerine ağrılı sancılı sahneler için bir dublör olur ve asla yüzünü bilmezsin hatta varlığından dahi haberdar değilsindir. Ona dönüştürür hayat seni. Figüran, dublör, dilemma. Lotusun pek çok inanışta kutsal bir yeri var. Sen adının anlamını daha iyi bilirsin. O bataklığın içinde en çamurlu sularda kök salıp berrak bir güzelliğe kavuşur. Sen, benim o bataklığa be...
Sevgili Lotus, Herkes kendinden başka şekilde ama pek çok manada kendisine en yakın hissettiği şeyi arıyor. Nefrette de sevgide de eş zamanlı bu his. Daha açık anlatmam gerekirse anlatamayacağım. Onun yerine şu aralığa bir bakalım. Yaşamı, tüm saldırılarına rağmen nasıl kucakladığımızı fark edelim seninle istiyorum. Bakışlarıyla ne çok insan seviyor ve nefret ediyor gün içinde bizden. Birilerine örneksin, birilerinin duasısın sen. Sana hiç ulaşamayacak kimseler onlara gülümsediğinde mest oluyor. Bir tek sana ulaşamayanlar mı mest olanlar, ben de oluyorum. Yaşamı bir bütün olarak algıladığında attığın her adımda daha temkinli oluyorsun. Sana bundan daha önce bahsetmiştim. Şimdi söylediklerime kulak asma. Ve yine de temkinli ol. Mesela ucuz bir bot aldığında bir dahaki kış su geçirecek içine biliyorsun. Ama bazen, hatta bu aralar sık sık bile isteye kaybetmek istiyor canım. Şu uzun koridorlarda yere çömelip gönül rahatlığı ve zaman bolluğu içinde yalnızca ke...
Sevgili Lotus, Günlüğünü kaybetmiş bir çocuk kadar kaygılıyım. Her ne kadar annem okursa üzülür diye kederlerimi yazmadıysam da korkuyorum, bulunur diye yazdıklarım. Açık sözlülüğüm, atlar gibi muhabbete dalışım, yanlış anlaşılmaya öyle müsait ki. Ama maalesef ne kadar arasam da bulamayacağım. Sana yeni bir pencereden bakacağım artık. Buna mecbur kaldım. Merak etme manzaram hep güzel olacak. Lotus, seni de sobeliyor mu köşe başlarında çocukluk. Dün çocukluğumda sağlıksız bir benze sahip- hani hikayelerde yüzünün rengi çiçek bozuğu dediklerinden-bir arkadaşıma rastladım. Şöyle dedim içinden,sen benim demesen ben sen olduğunu bilemem. Ama öyle ya onun halindeki bu köklü denebilecek değişim beni şaşırtmadı. Onda olan değişimin bende de olabileceği ama benim anlayamayacağım fikriyle yüzleşmemdi, beni şaşırtan. Şöyle dedim, sen çok değişmişsin ama bak ben değişmedim. Halbuki onun gözünden, o günlerden ne kadar farklıyımdır şimdi tekrar oturuyorum, anlıyorum. Ayna söylemiyor bunları...
Yorumlar
Yorum Gönder