Lotus'a Nedensizce Aşikâr Edilenler.

 Sevgili Lotus,

Günlüğünü kaybetmiş bir çocuk kadar kaygılıyım. Her ne kadar annem okursa üzülür diye kederlerimi yazmadıysam da korkuyorum, bulunur diye yazdıklarım. Açık sözlülüğüm, atlar gibi muhabbete dalışım, yanlış anlaşılmaya öyle müsait ki. Ama maalesef ne kadar arasam da bulamayacağım. Sana yeni bir pencereden bakacağım artık. Buna mecbur kaldım. Merak etme manzaram hep güzel olacak.

Lotus, seni de sobeliyor mu köşe başlarında çocukluk. Dün çocukluğumda sağlıksız bir benze sahip- hani hikayelerde yüzünün rengi çiçek bozuğu dediklerinden-bir arkadaşıma rastladım. Şöyle dedim içinden,sen benim demesen ben sen olduğunu bilemem. Ama öyle ya onun halindeki bu köklü denebilecek değişim beni şaşırtmadı. Onda olan değişimin bende de olabileceği ama benim anlayamayacağım fikriyle yüzleşmemdi, beni şaşırtan. Şöyle dedim, sen çok değişmişsin ama bak ben değişmedim. Halbuki onun gözünden, o günlerden ne kadar farklıyımdır şimdi tekrar oturuyorum, anlıyorum. Ayna söylemiyor bunları. Yaşlandığımı anlamak için ilk akımın düşüşüne, ölümle burun buruna olduğumu anlamak için de illaki elime bir bastonun tutuşturulmasına gerek kalmamış gibi geliyor artık. Ölüm gelmeden geleceğim yine de sana biliyorsun. Beni kendine hazırlıyorsun.

  Dün gece rüyamda konuşan bir kirpi gördüm. Onu kucakladım. Dikenlerinin yerinde henüz kurumamış taze bir kozalaktan kabuk vardı. Hâlâ sırtının o sertliğini elimde hissedebiliyorum. Rüyanın bunun dışındaki kısımları bulanık. Bana bir yön, yol tarif ettiğini hatırlıyorum. Beni bir yere götürdüğünü, bana öğüt verdiğini. Eğer rüyamı Freud'a anlatsam sence de o kirpinin benden başkası olmadığını söylemez miydi? Kendine yol tayin eden bir kirpi; dikenleri olması gereken yerde olmayacak kadar kendinden başkası olan bir kirpi. Ben herkes kadar ruhumda bir hayvanım. Ama kirpi olduğumu hiç sanmıyordum. Dikenlerim acaba neden yok oldu, bu beni bir fareden farksız kılmaz mı? Sen hangi hayvansın testi çözmekle bilinecek dert değil bu. İnsan yaşamıyla yaklaşır hayvanlığın farklı vasıflarına. Eğer bunu basit bulmasaydım sen deyince aklıma ilk kelebek geldiğini söylerdim. Zarif, dönüşmüş ve değişmiş, kısa ömürlü. Ama biraz düşününce sen kurda benziyorsun ey Lotus. Köy halkının korkuyla hayranlığı aynı anda beslediği o mahluklar var ya. Gözlerin de bunu düşündürüyor olabilir tabi. Ve dişlerin güzel bir gülüşün ötesinde kalbimi delip geçiyor keskinliğiyle. İnsan koyun kesiliyor işte bazen bu yüzden. Sence Lotus sevmek öldürücü olabilir mi? Tehlikeli bir yanı olabilir mi duyguların? Bence tüm kötücül şeyler güzel duyguların içinden var oluyor. Ying yang gibi. Sen orta yolu bul ki güzelliklerinin içine sızmasın, yapışkan fikirler. 

Ben hiç yol almasam da eskisi kadar uzak değilim kendimden. Şimdi sanki pek çok yolun yeniden başındayım. Yine de umut durmadan çağrısını yineliyor megafondan. Bir gün gerçek olacağım. 

Not; Eylül'ün tesirli hislerinden bahsetmeden bitirdiğime şaşırma, o yazılması değil yaşanması gereken bir zaman. Bana kimseyi hatırlatmasa da seni unutmama yetmeyecek kadar dolu yaşıyorum onu. Üşüdükçe üstümü örteceğim, ama hiç şikayet etmeyeceğim varlığından. Umarım bunlar sana kâfidir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler -boşluk-.

Lotus'a bu yıl son kez nedensizce aşikar edilenler.