Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler -boşluk-.
Lotus'um,
Şimdi ne değişti, pek bir şey değil. Hatta eskisinden de beter. Her şey sahte geldiğinde, en küçük hatanda yerle yeksan edildiğinde, bazen iyi değil hep kötü dendiğinde, kendinden çok verdiğinde; hikaye bitiyor. Sen artık figüran oluyorsun Lotus. Hani bütün filmlerde aktör yerine ağrılı sancılı sahneler için bir dublör olur ve asla yüzünü bilmezsin hatta varlığından dahi haberdar değilsindir. Ona dönüştürür hayat seni. Figüran, dublör, dilemma.
Lotusun pek çok inanışta kutsal bir yeri var. Sen adının anlamını daha iyi bilirsin. O bataklığın içinde en çamurlu sularda kök salıp berrak bir güzelliğe kavuşur. Sen, benim o bataklığa benzeyen gönlümün süsü olduğunu da biliyorsun. Bu gece dağınık bir kitaplığın ne kadar uyumamı engellediğini fark ettim ve rafları indirerek konu konu, boy boy dizeledim onları. Bir yazarın ayrı düşen kitapları sanki çok konuştukları için yerleri değiştirilen okul çocukları gibi birbirlerine bakıyorlardı. Onları yeniden kavuşturdum, yine de hiç içime sinmedi. Öyle olur aylardır yanından öylece geçip durduğum kitaplık , düzeltiğim halde katlanılası gelmiyordu. Ya hepsini baştan okuyalım ya da burada tutup durmayalım diyordu kalbim. Hepsi alınıp okunup yakılmalı. Ateşinde yemek, külünde çamaşır. Yani anlayacağın kitap dediğin eskimeyen, kimseye verilmeyen, alınmayan, atılmayan bir şey olmamalıydı. Bir yerlerde okumuştum. İstekler ihtiyaçmış gibi görüldüğünde kişi yaşamın dayanılmaz olduğumu düşünmeye normalden daha fazla meyilli hale gelebiliyormuş. Kitaplara sahip olmak zorunda mıyım? Asıl ihtiyacım olan kelimeler değil midir? Hatta aklıma geldi seni istemek de bir ihtiyaç değil midir?
Beni sevenlerin, afedersin benim sevdiklerimin beni sımsıkı tutmasını gerisinin ucundan bile dokunmasını istemiyorum bana. Bugün de öyle hissettim Lotus. Sesin az çıkıyor biraz bağır diyen adamın yüzüne çığlık çığlığa ben konuşmak bile istemiyorum ki diyememenin ağırlığı altında ezildi kalbim. İlişkiler tüketiyorsunuz ama onların sizi nasıl tükettiğinden bir habersiniz bile demeye üşendim. Beni biliyorsun öfkeliysem gerçekleşir sözlerim. Ama şimdi sana yazarken yine susmakta zorlanıyorum. Kurbanın olayım kendine iyi bak olur mu? Belki yine aylar boyu geri gelemeyebilirim.
Yorumlar
Yorum Gönder