Kayıtlar

Kasım, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Affedilen pazar.

Sade, dupduru  bir güzellik, Sudan çıktığında bir balık, Gövdesindeki kurşuni parlaklık. Ufukta Güneş pembeleştirirken göğün yanaklarını, Bulutlarda kalan utangaçlık.  Camlardan sızan sıcaklık,  Kokusuyla tüm renklerin coştuğu fırındaki kek,  Hatta ekmek ve börek . Tüm bunlar bende turuncu bir duygu bırakıyor.  Önümdeki günleri düşünüyor , Önümde günler olsun istiyorum  Gök gürültüsünden kaçtığımda,  Yüreğimde bir şimşek çaktığında,  Yine de derin bir uyku uyuyabilmek,  Ve mutlu bir pazara uyanmak istiyorum. Hadi gel bugün affedelim  hayatı . Bize karşı yaptığı tüm hatalar için.

Kara'nın bu şehirden nedensizce nefret edişi.

Kalbimin karasıyla yoktur alakan, Onu sen doğursan da.   Neden öyle erkenden ayrıldıysam evden, Döndüğümden beri yeltenemiyorum hiç kendim olmaya, Sanki artık şu kolonlarım, duvarlar arasına sıkışıp kalan. Korkularınmış başta gebe kaldığın, Nasıl bezensin cennet rengine, kızın olur da adı Ayşe olmazsa. Bezenememiş de zaten ismi başka olmuş, yüzü başka, Benzemememiş hiç sana.   Sonra sen de bu dünyayı kendine dar etmişsin, Dar ağacı bilmişsin ellerimi. Şimdi bana elinden ölüm bile güzel deme. Ruhum yalnız kaldı bu dünyada. Sen masumsum ama ahımı alıyor bu yer.  Bir çocuk  uyutacağıma gece kollarımda, Kabuslarım yatıyor yanımda. Ninni diye fısıldıyorum beddualar.

Kara'nın yaşadığı karanlık şehir.

 " Burayı sevmiyor musun, burada olmak seni yoruyor, bunaltıyor mu?" dedi bana. Kafamı usulca aşağı yukarı salladım. Buradan başka bir yerde olmayı da bilmiyordum ya. Nerede olmak istersin diye sorarsa kalkıp kaçacaktım. Bağcıklarıma baktım biri çözülmüştü. Kaçarken umarım takılıp düşmezdim.   "Bana öyle geliyor ki burayı hiçbir zaman da sevmedin. Veyahut sevmek için ona hiç dışarıdan bakmadın. Yani sevmeyi hiç denemedin.  Çünkü sen toprağın bile insana karşılıklı bir ilişkiyle muamele edeceğini hiç düşünmedin. Onun sana aniden aç olduğu için bir kedi gibi sokulmasını bekledin. Bunu sevilmek için yaptığını düşünmeye hazırdın. Ama o hiç bir şey yapmadı." Afalladım.  Henüz kaçmak fikrini kafamdan atmamıştım. Ama yerimden de kımıldayamıyordum. Kelimelerin titreşimli havası yüzümü yalıyordu. "Belki de ama ona fazla anlam yüklüyorsunuz. O sevilmeyi hak edecek hiçbir şeye sahip değil. Kim sırf orada doğdu diye bir şehre, bir eve ait olsun ki. Biz seçimler yapmak i...

Yalnız oynayanlar bilir. Yalnız, oynayanlar bilir.

O aynaya değil ayna ona bakıyordu. Görmüş müydüm böylesini, düşünüyordu. Durdu dua eden çocukların kaçamak bakışlarında. Bu koridorda duvarlar mı daha soğuktu, bakışlar mı? Korkuyla karışık neşeyle bir kaçış oyunu oynamak için ne lazımdı? Çocuk, sütun ve sen, Parlak, camgöbeği gibi gözler. Şimdi kovala bakışlarımı. Kafan bir ileri, bir geri. Yakalasan bile oyun bitmeyecek. Başa sarar çocukların aklı. Ben henüz gülmekteyim.  Hayatı yalnızken, zihni tükenmesin diye bulduğu ilk insana tutunana. Çünkü ben henüz sahip değilim o ağ tutmuş yalnızlığa. Farketti anne, kaçır başını. Onay bekliyor, gelmiyor. Yorgun ve yalnız paylaşmıyor adrenali. Vazgeç aynaya çevir başını. Oyun sona eriyor.