Kara'nın yaşadığı karanlık şehir.

 "Burayı sevmiyor musun, burada olmak seni yoruyor, bunaltıyor mu?" dedi bana. Kafamı usulca aşağı yukarı salladım. Buradan başka bir yerde olmayı da bilmiyordum ya. Nerede olmak istersin diye sorarsa kalkıp kaçacaktım. Bağcıklarıma baktım biri çözülmüştü. Kaçarken umarım takılıp düşmezdim.  

"Bana öyle geliyor ki burayı hiçbir zaman da sevmedin. Veyahut sevmek için ona hiç dışarıdan bakmadın. Yani sevmeyi hiç denemedin.  Çünkü sen toprağın bile insana karşılıklı bir ilişkiyle muamele edeceğini hiç düşünmedin. Onun sana aniden aç olduğu için bir kedi gibi sokulmasını bekledin. Bunu sevilmek için yaptığını düşünmeye hazırdın. Ama o hiç bir şey yapmadı."
Afalladım.  Henüz kaçmak fikrini kafamdan atmamıştım. Ama yerimden de kımıldayamıyordum. Kelimelerin titreşimli havası yüzümü yalıyordu.
"Belki de ama ona fazla anlam yüklüyorsunuz. O sevilmeyi hak edecek hiçbir şeye sahip değil. Kim sırf orada doğdu diye bir şehre, bir eve ait olsun ki. Biz seçimler yapmak için yaratılmadık mı? O zaman buraya ait olmamayı seçiyorum. Ve sevgimi buraya harcamak istemiyorum. Hem hak etmiyor hem de  karşılık vermez burası. Burnum sürtüldüğüyle kalırım. Biliyorum hatta emin gibiyim. Hadi sevdim diyelim peki anlaşılacak mıyım, kabul edilecek miyim? Ben anlaşılmadığımda öfkeli biri oluyorum ona bağırmadan durabilecek miyim ? Ey koca şehir, bunca insanı bağrına bastın da doyurdun, bir ben mi çok geldim diyeceğim belki."
Doktor öne eğildi, dirseklerini masadan çekti. Yüzündeki ifade biraz daha kucaklayıcıydı.
"Hâlâ bir şehirden mi bahsediyoruz, Kara?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler -boşluk-.

Lotus'a bu yıl son kez nedensizce aşikar edilenler.

Lotus'a Nedensizce Aşikâr Edilenler.