Kayıtlar

Pazar Dönüşü

 Annemle yan yana yürüyorduk. Yolumuz baharla şenlenmişti. Mavi gökyüzü göğe uzanan dallar ve niyeti bozup çiçeklerini dökmüş erik ağacının görüntüsü gözümün önünden gitmiyordu. Bu yol aslında her zaman bu kadar güzel değildi. Ben sadece o günkü heyecanımdan ötürü yürüdüğümüz yolu böyle hatırlıyor bile olabilirdim. Elimde yılın ilk salatalıkları annemin elinde de patates, soğan vardı. Markete de uğramalıydık ama annem hiç acele etmiyordu. Sanki o da benim gibi yolumuzun şenlikli görünüşünü biraz daha içine çekmek istiyordu.  Anne, bir bebeğim olsaydı, böyle benim gibi lüle lüle saçları olan ve parmakları boğum boğum. Kolları ve bacakları güneş görmemiş beyazlıkta ama yüzünde elma tazeliği. Gözleri şu gökten daha mavi. Ya da bunların tam tersi bir görünüşe sahip. Esmer teninde süt kokusu, kaşlarında ve bakışlarında manalı bir ifade. O zaman ne yapacağımı bilemezdim. Kollarımla nasıl tutacağım onu. Başını nasıl saracağım. Elleri üşürse nasıl ısıtacağım. Hangi kumaş teninde iz b...

Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler -boşluk-.

Lotus'um, Sahi neden konuşmuyorduk bir süredir. Susmak vakti mi gelmişti? Sanki kıştan sonra sırf sana yazmadığım için, bir bahar gelmemişti bana. Bu sırada kelimelerim saklanıyordu benden çünkü bir süredir dünyayla boğuşuyordum . Şizofren bir adamın hayali düşmanını döverken kendini incittiği gibi, tüm yumrukları kendi ağzıma yemiştim. Şimdi ne değişti, pek bir şey değil. Hatta eskisinden de beter.  Her şey sahte geldiğinde, en küçük hatanda yerle yeksan edildiğinde, bazen  iyi değil hep kötü dendiğinde, kendinden çok verdiğinde; hikaye bitiyor. Sen artık figüran oluyorsun Lotus. Hani bütün filmlerde aktör yerine ağrılı sancılı sahneler için bir dublör olur ve asla yüzünü bilmezsin hatta varlığından dahi haberdar değilsindir. Ona dönüştürür hayat seni. Figüran, dublör, dilemma.  Lotusun pek çok inanışta kutsal bir yeri var. Sen adının anlamını daha iyi bilirsin.  O bataklığın içinde en çamurlu sularda kök salıp berrak bir güzelliğe kavuşur. Sen, benim o bataklığa be...

Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler.

  Sevgili Lotus,  İlk defa kar yağmasını isteyemediğim bir kış yaşıyorum. Çocuk saflığının yok olup hayatın herkese sıcak bir oda sunmadığını öğrendiğinde mevsime olan özlemin, bencilce gelmeye başlıyor kulağına. Kulak demişken bu sıralar insanları hiç duymuyorum. Sebebi işitmiyor olmam değil, dinlemiyor olmam. Hiç burada değilim. Söyledikleriyle bağımı kesmişim. Öfkem kelimelerimi seçkisiz sunmama neden oluyor hatta.  Baktım ki sakin ve dingin; şükran ve mütebbessüm olsan dünya ağırlık etmiyor ne gönlünde ne önünde. Ama ben o dingin ruhlardan değilim. Senin o sadeliğin, ruha dokunan mırıltın, insana daha iyi biri olma arzusu salan halin zerresinden eser yok bende. Keşke ekmek su gibi satılsa bir yerlerde. Almaya öyle talibim ki. Ardından rüyalarım bu kaçıncı deliliği devşirmek dedirtiyor bana. Atlar, deli dalgalar, geçilmesi zor köprüler. Ve şeytansı dostlar dolaşıyor rüyalarımın ortasında. Sevgili lotus, gecenin dördü, uyanıklığım hiç yorulmamaktan. Ve dinlenmenin dindi...

Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler. Kesit.

Resim
 

Sadece duyguna sahip çık.

 -Başkaları için kaygılandığımda ne yaptığımı sordun bana. -Evet? -Hiçbir şey kaygılanmaya devam ediyorum. Bu beni daha çok insan yapıyor. Kaygılanabileceğim birilerinin olmasının tadını çıkarıyor ve kaygılanmaya devam ediyorum. -Oğlunu parka götüren kadının, en yüksek kaydıraktan kayan oğluna kaygı ve gurur karışık bakışı gibi? -Hiç de bile o kesinlikle gururlu ve mutlu bir an. Kaygının her duyguyla içli dışlı olduğunu bilmelisin. O mutlu anlarda bir melankoli salar ruha, o mutsuz anları hayatın sonuna kadar  sürecekmiş gibi gösterir. Felaket tellalı, körük, ateşsiz duman. Kaygılandığında tek yapmaman gereken şey, onu beslememelisin. Büyütmemelisin. Başkaları diyorduk, başkaları için. Var mı ki böyle bir şey?

Lotus'a bu yıl son kez nedensizce aşikar edilenler.

  Sevgili Lotus, Herkes kendinden başka şekilde ama pek çok manada kendisine en yakın hissettiği şeyi arıyor. Nefrette de sevgide de eş zamanlı bu his. Daha açık anlatmam gerekirse anlatamayacağım.  Onun yerine şu aralığa bir bakalım. Yaşamı, tüm saldırılarına rağmen nasıl kucakladığımızı fark edelim seninle istiyorum.  Bakışlarıyla ne çok insan seviyor ve nefret ediyor gün içinde bizden. Birilerine örneksin, birilerinin duasısın sen. Sana hiç ulaşamayacak kimseler onlara gülümsediğinde mest oluyor. Bir tek sana ulaşamayanlar mı mest olanlar, ben de oluyorum.  Yaşamı bir bütün olarak algıladığında attığın  her adımda daha temkinli oluyorsun. Sana bundan daha önce bahsetmiştim. Şimdi söylediklerime kulak asma. Ve yine de temkinli ol. Mesela ucuz bir bot aldığında bir dahaki kış su geçirecek içine biliyorsun. Ama bazen, hatta bu aralar sık sık bile isteye kaybetmek istiyor canım. Şu uzun koridorlarda yere çömelip gönül rahatlığı ve zaman bolluğu içinde yalnızca ke...