Lotus'a Nedensizce Aşikâr Edilenler.

 Ey Lotus, 

Piknik günlerinin sonu artık. Rüzgar üşütecek kadar sert esiyor. Hem piknik yaptığın kimseler de mühim artık. Günün sonunda ruhunu ferah ve güvende hissettiren kaç dost kaldı? Birbirinize gülümsemeleriniz, ettiğiniz iltifatlar iğnemelerle süslü. Ama aldırmıyorsun, sende bu gece konuşulanların kasvetli havasını dağıtacak azim var, ruh var. 

Mahkeme salonları boş ama yargıçlar her yerde Lotus.Birinin eserini, resmini, şiirini beğeniyorum diye onu seviyorum demek midir bu? Bazen en yanlış kişiler bile haklı oldukları için kabul edilmezler mi? Yani kalemini seviyorum demek kalkıp da seni seviyorum seni kalbimin şuralarına bir yerine koyuyorum seni, düşünceni, tuttuğun yolu, tutumunu benimsiyorum demekle eş değer mi ? Değil elbette, öyle olsaydı gönlüm bir militanlar diyarına dönerdi. 

Lotus neden hep altı aylık ömrün kaldı der doktorlar. Yılın yarısı eder en fazla bu kadar yaşarsın demek midir bu, yoksa ilk altı ay ölmezsen bir daha bir şey olmaz demek midir? Hasta yakınını cellanlendiriyor doktorların bu sözü, kadın dedi ki, doktordan büyük Allah var. 6 ay dediği 60 yıl yaşar da önce ben giderim. Sebepler gözümüzde büyüyünce sonucu kendimiz belirliyoruz sanıyoruz.

Ben bu ay 21 mum üfledim-ki gerçekten üflemediğimi biliyorsun-benim daha yakın olabilir gidişim. Hayır sebeplere dayalı değil, meçhule sarılarak konuşuyorum. Dedem ölüm bu, davul zurnayla gelecek değil ya hastalanacağız diyor. Sence onun yaşına gelirsek ölüme böyle güzel poz verebilir miyiz? 

Mektubunu öyle geç vakitte yazıyorum ki saatin akrebi kıstırıyor gözlerimi. Sahi saat demişken, birden fazla kol saatinin olması senin de kafanı karıştırmıyor mu? Geride kalmış yelkovanlar, artık hareket etmeyen saniye ibresi, eskimiş kayış yığınları. İnsanın sabahları hiç tereddüt etmeden koluna takıp çıktığı bir saati olmalı sadece. Dedemin öyle mesela, siyah lastik bir saat. Duyduğuma göre birisi ona oldukça pahalı güzel bir cep saati almış. Ancak o hala siyah lastik saatini kullanıyor. İnsan zamana alıştığı yerden bakınca zaman daha istikrarlı akıyor sanki. Gördüğün gibi bu mektup da alalade şeylerden bahsederken doluverdi. 

 Sanırım uykudan evvel duygularım daha çok meydana çıkıyor. Alınıyorum, darılıyorum içimden. Yine de hiçbir gece kırgın uyumak istemiyorum sana. Çünkü sen korkularımın kaynağı olduğun kadar umutlarımın da ta içisin. Uyu sen de benim gibi rüyalar peşini bıraksın da aslına kavuş arzunun. Hayallerinin boyundan büyük olduğunu biliyorum. Yine de adımlarında temkini ihmal etme. Pişmanlıklar biriktirmek daha iyi de olsa hiç yaşamamaktan. Duvarına en çirkin resmi as sadece en güzelini bulana kadar. "Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." cümlelerine yer bırakma kitabımızda.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler -boşluk-.

Lotus'a bu yıl son kez nedensizce aşikar edilenler.

Lotus'a Nedensizce Aşikâr Edilenler.